Donna Karan DKNY Çanta Modelleri 2018

3K MODA: Çantalar tasarlamanıza sebep olan neydi Donna Karan’la çalışmak beni: ondan emin olmamı sağladı. Onun için çalışıyorı için gönderdiği ilk seyahat, ilk şehir Tokyo’ydu. Sadece altı aydır Don-na Karan’da çalışıyordum ve ilk gittiğim yer Tokyo oldu. Neden orası derseniz, Donna Karan en sade ve etkileyici tasarımların bu diyarlardan çıktığına İnanıyordu.

3K MODA: Tokyo’ya gittiğinizde ne oldu?

T.H.: Ekibimden ayrılıp tek başıma metroya bindim, gençlerin takıldığı bölgelere gittim ve ilham kaynağımı buldum: Sokaklar! İlhamı kapalı bir alanda, dükkanları ya da alışveriş merkezlerini gezerek bulamazsınız. Sokakta genç kızların neredeyse dizlerine kadar gelen, uzun saplı, kocaman çantalar taktıklarım gördüm. Belki biz, Japon kadınlara daha çok küçük çantaları yakıştırıyoruz ama orada yaşayan “cool” kadınlar asla küçük çanta taşımıyor. Çok ilginç bir seyahatti. Japonya’dayken pek çok sıra dışı kıyafet ve aksesuar satın aldım. Ancak bana her zaman ilham veren isim, geçmişten bugüne (editörün notu: 72 yaşındaki Japon tasarımcı) Yohji Yamamoto. Her zaman onun butiklerine gider mutlaka bir şeyler satın alırım, bu bazen bir güneş gözlüğü, bazen bir ayakkabı, bazen bir bluz olur… Ve tasarımlarınm sade formları beni her seferinde büyüler.

Donna Karan DKNY Çanta Modelleri 2018 Resim Galerisi

Sonraki Donna Karan DKNY Çanta Modelleri 2018 Resmi İçin Resmin Üzerine Tıklayın.


3K MODA: Bir marka için koleksiyon hazırladığınızda başlangıç noktanız nedir, her zaman geçerli olan “altın kurallardınız var mı?

T.H.: Sadece kendi markam için değil, Desa veya başka markalar için de tasarımlar yaptığımda önce (o markanın) DNA’sına bakarım. O markalım kişiliği, karakteri, kendine has çizgisi en önemli çıkış noktam. Bu yüzden bukalemun gibi olmak durumundayım, iş birliği yaptığım markayı “En pahalı parfüm bile size yıllarca eşlik edecek deri bir çantayla yanşamaz” çok hızlı anlamalı ve kendimi bu duruma adapte etmeliyim. Bir “burun” (parfüm uzmanı) nasıl bir parfümü koklayıp içindekileri hemen anlaya-biliyorsa, ben de bir markayı incelediğimde çizgisini, kimliğini analiz edip ona göre çalışıyorum.

3K MODA: Desa’yla iş birliğiniz nasıl başladı? Markaya koleksiyonlar yapmaya nasıl başladınız?

T.H.: Dört yıl önce Milano’da markanın sahipleriyle tanıştım. Bana hedeflerini ve hayallerini anlattılar.

Bu tanışmadan kısa süre sonra beni tekrar arayıp Milano’ya çağırdılar. Hani birisiyle konuşmaya başlarsınız ve o sohbetin hiç bitmemesini dilersiniz ya, bize de, en azından bana da o anda bu oldu, aynen böyle hissettim. Aramızdaki o bağ, o dostluk anında oluştu. Karşındaki cümlelerini tamamlar, düşüncelerini okur ya, aynen o durumu yaşadık. Bu benim için yeterli bir işaretti. Desa’yla çalışmam öyle başladı.

3K MODA: Deso sizden nasıl bir koleksiyon hazırlamanızı istedi?

T.H.: Bir konuda çok nettiler: “Biraz daha drama istiyoruz” dediler. Biraz daha iddialı ve gösterişli çantalar tasarlamamı istediler. Benim dilimde bunun manası, daha feminen tasarımlar demek.

EUE: Koleksiyon ismi neden Nineteenseventytwo?

T.H.: Bu Desa’nın kuruluş yılının, 1972’nin İngilizce yazılışı.

3K MODA: Şimdiye kadar Desa için kaç koleksiyon hazırladınız?

T.H.: Şu anda dördüncüsü üzerinde çalışıyorum. Çünkü hem ana hem de bir ara koleksiyon sunuyoruz.

3K MODA: Bir koleksiyon kaç aşamadan oluşuyor?

T.H.: Araştırma kısmı uzun sürer. Sokağa çıkıp müzelere, ikinci el pazarlarına, gelişmekte olan ülkelere gidip ilgimi çeken her şeye dokunuyorum ve bana kendimi iyi hissettiren her detayı, sorgulamadan “araştırma

“Koleksiyonun ismi, Desa’nın kuruluşyılı 1972’nin İngilizce yazılışı. Şu anda dördü ncüsü üzerine çalışıyorum” çemberi”me katıyorum. Ve beni neden mutlu ettiğine, bana neresinin çekici geldiğine bakıyorum.

3K MODA: Araştırma sürecinin sonsuza dek sürme ihtimali, tehlikesi yok mu?

T.H.: Araştırmam hiç son bulmuyor ancak her zaman bitiş tarihim var. Her koleksiyonun bir “deadline”ı, teslimat tarihi olur. Ki bu da iyi bir zorunluluk. Böy-lece o anda yaşadığınız (araştırma) coşkusunu dizginleyebiliyorsunuz, Zamanlama konusunda biraz Alman sayılırım, sorun yaşamıyorum, gayet dakiğim.

Sonrasında ne oluyor?

T.H.: Bana ilham veren his şekillenmeye başlıyor, elimdeki malzeme aracılığıyla form alıp somut bir nesneye dönüşüyor. Çizmeye başlıyorum. Ve mo-od’uma göre bazen kurşun kalem, bazen tükenmez gayet zen. Uzun sure kullanmadığım çantaları yaşadığım şehirdeki bir kuruma bağışlarım. Satın aldığım bir çanta uzun süre kullanılmadan veririm” diyor. Satın alıp kullanmadığı için vicdan azabı mı çekiyor? “Hayır, kimse o çantanın tadını çıkaramıyor diye vicdan azabı kalem kullanıyorum…

Bazen renklendiriyorum. Ama bu her seferinde değişir. Ve ben de bunu çok önemserim, her defasında farklı bir tecrübe olmasmı seviyorum. Çünkü tekrara giren tasarımcı ölü bir tasarımcıdır! Bir şey yapmalı ve sonra da onu yaptığınızı unutma-lısınız. Hep aynısını tekrarlar, hep aynı çizgide ilerlediğinizde eskirsiniz. Yap, unut… Yeniden başla, sezilerini ve kalbini takip et…

Çizimden sonra ona boyut kazandırmak için çalışıyorum: O çantanın boyutu ne olmalı, farklı açılardan nasıl görünmeli gibi detayları çalışıyorum. Şimdilerde yine yüksek bel pantolon sevmeye başladık. O zaman benim çantalarımın uzunluğu ne olmalı? Kısaca, kıyafetlerdeki trendler tasarımlarımı ve kararlarımı etkiliyor. 3K MODA: ideal çantayı tarif etmenizi istesek…

T.H.: Sizi iyi hissettiren çanta ideal çantadır. Bunun cevabı, o çantayı gündüz mü yoksa gece, şık bir davete giderken çok güzel bir Lanvin elbiseyle mi kullanacağınıza göre de değişir. Denge çok önemli. Gösterişli bir kıyafeti daha sade, sade bir kıyafeti de daha renkli bir çantayla tamamlamak en iyisidir.

Yorum Yaz