Eda Ece Kimdir?

Üniversitede psikoloji okurken Gani Müjde’nin “Pis Yedili” dizisinin seçmelerine girdi. “Seçmelerde gayet bilinçsizdim, ekran tecrübem yoktu ama rolü bana verdiler” diye anlatıyor. Okul dönemindeki tiyatro tecrübesini saymazsak tabii…

3K MODA: Diziye boşladığınızda hayatınızın çok değişeceğini düşündünüz mü?

EDA ECE: İlk başta hiç de öyle hissetmedim. Ama dizi çok başarılı olup üç buçuk sene devam edince gündengüne daha tanınır hale geliyorsunuz. Sokakta tanıyorlar, Twitjer takipçilerim bir anda çok arttı. Bu ilgiyi görünce, “Galiba bir şeyler değişiyor” diye düşündüm tabii. Ancak tüm bunlar olurken özel hayatım ve çevrem hiç değişmedi. Arkadaşlarım aynı, aynı yerlerde geziyorum, aynı yerlere gidiyorum… Sadece yeni arkadaşlarım oldu. En büyük değişim şunlardı: Profesyonelleştim. Bir kariyer başlattım. Ve ilk defa kendi paramı kazanmaya başladım.

Eda Ece Kimdir? Photo Gallery




3K MODA: Kariyer planı yaptınız mı? Kendinize bir yol, hedef çizdiniz mi?

E.E.: Oyunculuk rast gidince, üç dizi, üç film, tamamen buna odaklandım, yoksa pek çok ilgi alanım var. Aynı anda birçok şey yapmayı severim. Ama set hayatı o kadar zaman alıyor ki; film, dizi, reklam… Şu anda aralıksız dizi işlerim devam ediyor.

3K MODA: Keşke bu filmde ben oynasaydım dediğiniz yapımlar oluyor mu?

E.E.: Var tabii. Mesela “Big Fish”te (Büyük Balık) oynamaktan bile çok, o dünyayı, o hikayeyi ben yaratmış olmak isterdim. “Slumdog Millionaire” (Milyoner) senaryosuna çok benzer bir senaryo düşünmüştüm. Rol olarak da Cate Blanchett’in “Blue Jasmine”deki (Mavi Yasemin) rolünü o yaşta ben oynamayı çok isterdim. Fantastik filmleri, “Hunger Games” (Açlık Oyunları) gibi kadın kahraman filmlerini de çok severim. Keşke Türkiye’de de böyle bir seri çekilse de bir kadın kahramanı oynasam.

BİR DÖNEM BALE, BİR DÖNEM TENİS…

3K MODA: Günümüzde pek çok aile çocuklarına proje muamelesi yapıyor. Sizin aileniz kararlarınıza hiç karışmamış…

E.E.: Ailem hiç baskıcı değil. Son derece açık görüşlü ve anlayışlılar. Ailem özgüvenimiz, kendi kimliğimiz olsun diye kardeşlerimi ve beni hep özgür bıraktı.

Ancak tabii ki yönlendirdiler.

Mesela yedi-sekiz yaşlarında annem beni baleye yazdırdı.

Hiç sevmedim ve, “Ben baleye gitmeyeceğim” dedim, buna saygı duydu, ısrar etmedi. Çok uzun süre satranç oynadım, onu sevmiştim. Bir ara piyano çaldım. Ortaokula gelince bıraktım, artık piyano görmeye tahammülüm yoktu. Dansa gittim, bir dönem tenis oynadım, sonra onu da bıraktım.

3K MODA: Neden hepsi “bir dönem” de, devamı gelmiyor?

E.E.: İlgimi çeken şeyi öğrendiğimi düşündüğüm anda sıkılıp bırakıyordum. Tam İkizler burcuyum, çok fazla ilgi alanım var ama aynı zamanda yaptıklarımdan sıkılabiliyorum. Sadece tiyatrodan, oyunculuktan hiç sıkılmadım, hala devam ediyorum. Az daha unutuyordum, mutfağa girmeye de meraklıyım. “Anneler Günü Özel Menü” kursuna bile gittim. Sabahtan akşama yemek yaptık. O kadar yoruldum ki geçen mayıs ayından beri bir daha bir şey pişirmedim.

3K MODA: Yurt dışındaki oyunculukla ilgili kurslara, workshop’lara ilgi duyuyor musunuz? Bununla ilgili hayalleriniz var mı?

E.E.: Bunları hayal gibi görmüyorum, hepsi çok kolay olabilecek şeyler. Oyunculuk kariyeri konusunda büyük düşünmek de hayal değil. Uluslararası ödüller kazanan veya aday olan Türk-ya-bancı ortak yapım filmlerimiz var. Yurt dışında oyunculukla ilgili eğitim almak veya başka bir şeyler yapmak, bunlar artık uzak değil. Yapım kısmına da ilgi duyduğum için, “Gidip de yurt dışında bu iş nasıl yapılıyor, onu göreyim” gibi düşüncelerim var. Oyunculukla ilgili, workshop’tan çok, beğendiğim bir oyuncu koçuyla çalışmayı tercih ederim. Bu konuda çok ünlü isimler var. Yani daha çok isimler peşindeyim. Benim ihtiyaçlarım artık daha spesifik. Bizde bir oyuncudan ne istendiğini çok iyi biliyorum. Yurt dışına gidecek bir ara, boş zaman bulursam, yazın bir projem olmazsa, böyle bir şeyi deneyebilirim.

3K MODA: Aldığınız her karardan memnun musunuz?

E.E.: Bugüne kadar her kararımı kendim aldım, hiçbirinden pişman değilim. Oyunculukla ilgili ilk seçmelere gitmem veya bu yıl ilk defa ayrı eve çıkmam… Köpek almaya karar verdim, aldım, çok mutluyum.

“KALBİMİ DİNLEYEREK RİSK ALIRIM”

3K MODA: Risk almayı sever misiniz? E.E.: Risk almayı severim! Ama kalbimi de dinleyerek… Mesela benim için ekrana çıkmak riskti. Psikoloji kariyeri yerine bu yolu seçmek riskti. 25 yaşında olduğum için çok fazla şey söyleyemiyorum. 3K MODA: Geleceğinizi bilmek ister miydiniz?

E.E.: Doğum haritaları, astrologlar, hepsine çok meraklıyım, yıllarca pek çok farklı yorumu dinledim, farklı yöntemleri denedim, bugüne kadar kimsenin dediği çıkmadı! Gerçi ben de anlatılanları dinliyorum, o an çok hoşum hepsini unutuyorum. Yani kendimi söylenenlere endeks-lemiyorum, galiba sadece eğleniyorum. Susan Miller’ın aylık burç yorumlarını okuyorum.

3K MODA: Tonmırlık insanı havalara sokuyor mu?

E.E.: Tamnırlık insanı havalandıran bir şey değil, tam tersi, kısıtlayan bir durum. Bazı özgürlüklerini elinden alıyor. Bebek, İstanbul’da en sevdiğim semt, burada oturmak istiyorum. Buraya taşınıncaya kadar hakkımda hiç magazin haberi yapılmamıştı. Bebek’e yerleşince ilk defa benimle ilgili doğru olmayan haberler yayınlandı. Tamnırlık özgürlüğünüzü de kısıtlıyor. Sen iyi oynadığında, iyi bir sahneni izlediğinde, kendini ekranda görüp iyi iş çıkmış diyebildiğinde mutlu oluyorsun, ünlü oldum diye değil.

3K MODA: Başka dizileri izliyor musunuz?

E.E.: Set dışında dinlenmek için kitap okuyor, dizi ya da film izliyorum. İşin yapım kısmıyla çok ilgiliyim.

3K MODA: İş dışında başka neler yapıyorsunuz?

E.E.: 10 kişilik lisekız arkadaş grubum var. Seyahat etmeyi severim, iki-üç günlük boşluk olunca bir yerlere gitmeye çalışırım. Köpeğimle ilgileniyorum.

HANGİ KONUDA AŞIRI KORUMACI OLDU?

3K MODA: Genelde çok az kişi, “Evet, bir sevgilim var ve çok mutluyum” diyebiliyor. Siz bu konuda istisnasınız…

E.E.: O konuda sansürü gerekli görmüyordum. Sevgilim ünlü veya tanınan biri değil. Başlarda bu sorulan cevaplarken tecrübesizdim, insanların beni buralardan vurmayacağını sanıyordum. Bir sevgilim var, bunu ailem ve arkadaşlarım biliyor, beni tanıyan herkes de… Niye çekineyim? Genç bir kadınım, erkek arkadaşım olması gayet normal diye düşünüyordum. Hatta sosyal medyada fotoğraf paylaşmakta da sakınca görmüyordum. Ama şöyle bir şey yaşanıyor: Siz bir söylüyorsunuz, onlar iki ekliyor. Seni bir gün normal bir (liseden erkek) arkadaşınla otururken görüp, “Sevgilisini bu kişiyle aldattı” gibi ilgisiz şeyler yazabiliyorlar. Sevgilimle bir fotoğraf koyup ismini de etiketlersem, ardından kendisine bin tane takipçi talebi gidiyor.

Olan şu: Sevgilinizi, bu dünyayla hiç alakası olmayan o kişiyi ortaya atmış oluyorsunuz. Bu durum onu da kısıtlayabiliyor. İki hafta birlikte fotoğraf paylaşmazsanız da, “Yoksa ayrıldılar mı?” yorumlan yapılıyor. Oysa ki o kişi göz önünde olmayı seçmedi. Onun hayatına saygımdan ve onu korumak için artık ortak kare paylaşmıyorum. Artık anne-babamın bile fotoğrafını hesabıma koymuyorum. Köpeği bile paylaşmaktan çekiniyorum, gazeteler onu alıp “İnstagram’da bu hafta” gibi haberler yapıyor. Öyle korumacı oldum ki değer verdiğim insanları, sevgilimi, ailemi, arkadaşlarımı, hatta evimi artık hesaplarımda paylaşmak istemiyorum. Arkadaş karesi koyarsam herkese defalarca, “Emin misiniz? Bir sürü insan sizi takip edecek, yorum yapacak” diye soruyorum. Bu konuda da en hassas ve komik kişi ablam: “Beni (Instagram’a) koyma”, hatta “Beni takip bile etme” diyor. Şimdi insanların sevgililerini neden sakladıklarını anlıyorum. Bu konuda konuşmamak lazımmış. İlişkini saklamak istediğin için değil, üzerine hikayeler yazılmasın diye sessiz kalmalıymışsın.

Yorum Yaz