2017 – 2018 Sonbahar Kış Moda Trendleri

ANATOMİK MODA

Bedene heykeltıraş gibi yaklaşan, bedeni ikiye! deri gibi sarmalayan tasarımlarıyla dikkat çeken, kadın kıvrımlarını baş tacı eden Azzedine Alaia’dan başlamak gerekiyor, moda ve anatominin ilişkisini konuşacaksak… Bedenle adeta dans eden hacimli formlara imza atan Issey Miyake’nin, “Beden kıyafete dönüşür, kıyafetse beden olur” diyerek bedenin giyime hakimiyetine dikkat çeken Rei Kawakubo’nun, bedeni formlara hapseden Dekonstrüktif Tasarımcı teu. Yohji Yamamoto’nun ve Junyo Watanabe’nin SSŞf bedenin dinamizminden yola çıkıp vücut İv felsefesi üzerinde kafa yorarak çalıştıklarını biliyoruz. Kadın bedenini anatomi dersindeymiş gibi inceleyip 3D baskı yöntemini sıkça kullanarak mimari ve heykelsi tasarımlar yaralan İris Van k Herpen, kadın vücudunun anatomik ayrıntılarını açığa çıkaran ve izleyiciyi biyoloji dersine götürüyor.

2017 – 2018 Sonbahar Kış Moda Trendleri Resim Galerisi

Sonraki 2017 – 2018 Sonbahar Kış Moda Trendleri Resmi İçin Resmin Üzerine Tıklayın.


MACERAPEREST MODA

1854’ten bu yana ürettiği valizlerle seyahatlerde kalite ve şıklığın anahtarını veren Louis Vuitton’un geçtiğimiz şubatta sona eren, Paris Grand Palais’deki “Volez, Voguez, Voyagez” sergisi, dünden bugüne çanta tasarımlarının hikayesini aktarırken içimizdeki seyahat etme ve kaçış dürtüsüne, kanatlanıp özgürce uçma ve uzaklaşma arzusuna da tercüman oluyordu. Gerçekten de son yıllarda büyük şehirlerin bunaltıcı kalabalığından ve gürültüsünden uzaklaşıp doğaya kavuşmak hangimizin hayali değil? Moda dünyasıysa bu ruh halini 2016 yaz koleksiyonlarına yansıtmakta geç kalmamış. Anna Sui’nin tropik bir adada hissettiren tasarımları, seyahat severlerin vazgeçilmez parçası olmaya aday Gucci’nin coğrali desenli elbisesi, palmiye dalları ve çiçeklerin egemenliğindeki Dries van Noten ve Valentino’nun zarafetle harmanlanmış tribal koleksiyonu, hepsi de doğaya yolculuk fikriyle besleniyor.

Bir yol filmi olan “Fear and Loathing in Las Vegas”tan ilham alan The House of Holland markası yaz tasarımlarında bütünüyle safari temasının altını çizerken L Kenzo’nun kreatif direktörleri Carol Lim ve Humberto Leon’un Disney’in “Jungle Book” filminden esinlenerek bir kapsül koleksiyon hazırladıklarını unutmadan Gitme dürtüsünün çok kuwetli olduğu, daha iyi şartlarda ve geleceğe umut besleyerek yaşama arzusunun hepimizi sardığı şu “karanlık” günlerde moda hayal kurduruyor, nefes aldırıyor, doğaya kaçış temasıyla adeta “kayıp cennet”in anahtarını veriyor.

ANTİK MODA

Her ne kadar geleceğe baksak da geçmişten beslenmiyor muyuz? Sanal, felsefe ve tarihte , geçmişi bilmek geleceği daha iyi yorumlamayı sağlarken; moda da aslında sürekli yenilenen trendlerin peşinde yarına odaklanırken ilhamım geçmişten, tarihin kültürel değerlerinden almaya devam ediyor. “Modanın kültüre ihtiyacı var, aksi takdirde bomboş olur” diyen Valentino’nun kreatif direktörleri Pierpaolo Piccioli ve Maria f. Grazia Chiuri masalsı koleksiyonlarında her daim antik öğelerin izlerini sürerken, Dolce&Gabbana’nın mozaik ve freskleri elbiselere taşıyan Byzantine 2013 sonbahar-kış koleksiyonuyla Bizans Imparatorluğu’nun ihtişamlı dönemine yolculuk yaptık. Rochas’nın nakış ve altın el işlemelerin hakim olduğu elbiseleri, Alexander McOueen’in Rönesans döneminden ilham alan, Orta Çağ kraliçelerinden esinlenen 2010 sonbahar-kış koleksiyonu ve her daim ihtişamlı parçaları, Etro’nun saten kurdeleli ipek ve kadife elbiseleri tarihe, eski çağlara atıfta bulunuyor. Bugün dekorasyondan modaya hayatımızda yer alan eden ve belli bir döneme atıfta bulunan vintage da geçmişten keyifle beslendiğimizin kanıtı.

Geçmiş derken, el işçiliğinden bahsetmişken eskinin en önemli değerlerinden zanaatkarlığın, kişiye özel üretimin hayatın her alanında ve farklı sektörlerde yeniden önem kazandığını dile getirmekte fayda var. Kimliğimizi bulmak, benzer trendlerin arasında kaybolmamak ve kültürün değerini kavramak adına artizanal işlere her zamankinden daha çok ihtiyacımız var.

Yorum Yaz