New York Fashion İstanbul Defilesi

SENİ SEVİYORUM NEW YORK!

Rack İstanbul, New York Moda Haftasında Fashion İstanbul defilesindeydi. Ajansın sahipleri Yasemin Eke ve Serhat Şengül bu ilk NY yolculuğu sonunda gururlu ve devamı için hazırlıklı. bağlan keskİn fotoğraflar serkan eldeleklİoğlu

Rack’te neler yapıyorsunuz?

Yasemin: Rack aslinda birbirini besleyen iki yonlu bir kuruluş. Hem tasarımcılara ve markalara iletişim ve branding konularında danışmanlık veren bir ajans hem de tasarımcıların kıyafetleriyle dolu bir showroom-styling ofisi olarak hizmet veriyor. İkimiz de iki tarafı da besliyoruz aslında ama deneyimlerimiz sebebiyle ben daha çok styling tarafını Serhat da basın ilişkileri ve danışmanlık tarafını dolduruyor.

NYFW ve Rack nasıl bir araya geldi?

Y: Türk tasarımcıları çok uzun zamandır yurtdışındaki bir projeye dahil etmek için çalışıyorduk. Özellikle Amerika>nın doğru yer olduğuna karar vermiştik. Biz NYFW zamanı New York’da bir pop-up Rack açmak için görüşmelere başlamışken, oradaki bir ajanstan defile teklifi geldi. Biz de hemen araştırmaya başladık.

Serhat: Bizim için çok heyecanlıydı, proje aşamasından gerçekleşmesine ve hatta sonrasına kadar. New York öyle bir yer ki, Paris ya da Milano Moda Haftaları’nın katı kuralları, kalıplara uydurma çabası pek yok. Her türlü rengi barındıran defileler var takvimde. Zaten yapılan defile sayısıyla, dünyanın en büyük moda haftası niteliğinde.

Satış odaklı olması da cabası. Özellikle yetenekli, genç isimlerin kendini gösterebileceği bir platform. Biz de bu nedenle ümit vadeden, yetenekli ve genç tasarım markalarıyla yola çıktık. Neticede gerçekten ilk kez bizden birileri, podyumda koleksiyonlarını sergiledi. Devlet ya da özel sektörden herhangi bir doğrudan destek olmadan. Ancak bunun başarıyla üstesinden gelmiş olmanın haklı gururunu yaşıyoruz şu an.

Defileye çıkacak markalar nasıl belli oldu?

Y: Biz görüştüğümüz birçok tasarımcının dosyasını, ABD’nin Moda Tasarımcıları Derneği

New York Moda Haftası bu sene bizim için daha başkaydı. Dev markalardan efsane tasarımcılara, ilham kaynağı sokak stillerinden süper modellerle dolup taşan NYFVV, Rack İstanbul’la birlikte Fashion İstanbul adıyla podyumdaydı. Rack’in ortakları Yasemin Eke ve Serhat Şengül Türkiye’deki moda dünyasında çalıştıkları markalar, stil danışmanlıkları ve yazılarıyla takip edilen insanlar. Modanın kumaştan, eskizden öte insansı yanını gösterebilen isimler. Bu yaşayan havalarıyla New York’ta bizi temsil ettiler. 113 Studio, House of Oğan, Latelier Cache NYFVV’e götürdükleri markalar. Birçok yönetmenin bakışıyla birleşen “New York, I Love You” filmi tadında hikayemizi anlattılar.

İlk kez yerli markalar oradaydı. Bu deneyimi olan CFDA (Council of Fashion Designer of America) onayına sunduk. Onlar seçim yaptı. Bu aşamada birçok zorlukla karşılaştık. Ülkemizde arka arkaya yaşanan üzücü ve belirsiz ortam, onaylanan tasarımcıların vazgeçmesine sebep oldu. Birçok değişiklik yapmak zorunda kaldık.

S: Türkiye’nin imajını yükseltecek bir proje olduğuna hep inandık. O denli uzak bir yer ki, bizi hala bir başka biliyorlar. Nitekim CFDA ve IMG toplantılarında sunulan tasarımcılara ait koleksiyon görselleri ve lookbook’ların, toplantı sırasında nasıl heyecan yarattığını, toplantıda sunumu yapan ABD’deki çözüm ortağımız Nilüfer Satorius, “İçlerinde alkışlayanlar oldu.” diye özetledi. Koleksiyonların çok güzel karşılanması, aşırı güncel, modern ve dünya standartlarını yakalamış bulmaları, bizi iyiden iyiye motive etti. Biz sunduğumuz tasarımcılardan zaten emindik; ancak onları şaşırtmak ayrı bir keyif verdi. Tasarımcılarımızın mutlaka Los Angeles’ta ünlüleri giydirmeye başlamaları gerektiğini söyleyen yetkililer oldu. Bu da bizi ayrıca sevindirdi. Demek ki doğru yoldaydık.

Backstage ortamı nasıldı? Gerçekten herkes tek bir dişlinin çarkları mı?

S: Backstage gerçekten büyüktü Bağlan.

Biliyorsun, İstanbul’daki moda haftasının backstage’ine, tamamen yapıcı olmak adına, eskisine oranla, ‘küçük’ diye yazdığım zaman tepki toplamıştım. Buradaki backstage, İstanbul’daki defile alanı kadardı neredeyse, öyle diyeyim.

Ve insanlar çok rahat. İşlerini yapıyorlar, çözüm üretiyorlar, pozitifler, eleştiriye açıklar ve çok yardımseverler. Bize bayıldıklarından değil, defilenin harika geçmesini istediklerinden. İşte bu da profesyonellik.

NYFW’in geri dönüşleri nasıl oluyor?

Y: Basının ilgisi bizi çok mutlu ediyor. Ama asıl geri dönüşleri 2 ay içinde markaların aldığı geri dönüşle göreceğiz.

S: Yasemin haklı. Herkes arayıp tebrik ediyor.

Bu işi ilk yapan olmak harika bir duygu. Bundan sonra ne yapılırsa yapılsın, Rack olarak bu kapıyı araladığımız için çok mutluyum. Buradaki basının da desteği harika. Orada bulunan basın da ilgiyle takip etti. ABD’den, İtalya’dan Tayland’dan gazeteci ve editörler izlediler defileyi. Defileye katılan marka müdürü bir Türk dostum, “İzlerken gurur duydum.” dedi. İşte bunu duymak bile yetiyor. Bir tek, o sırada New York’ta bulunan ve defileye davetli olan Türk editör, yazar ve it-girl’lerin yabancı markaların defilelerinden ziyade Fashion İstanbul defilesini izlemeye gelmiş olmalarını dilerdim. Türk markaların ilk kez takvim dahilinde gerçekleştirdikleri defileye katılıp izlemek büyük moral ve destek olur halbuki. Ama onu da anlıyorum bir şekilde. Neticede herkes kendi derdinde.

Bizdeki moda haftasıyla NYFW arasındaki farklar neler? Ya da farklılıkların sebepleri?

S: Biz Türk aklıyla, alışık olduğumuz üzere, “Ya bir şey olur da New York Moda Haftası ya da defilemiz iptal olursa?” dediğimizde “1948’den beri öyle bir şey olmadı, olamaz.” cevabını aldık. Ben burada defilelerin iptal olduğuna kaç kez denk geldim, bizzat yaşadım. Temsil ettiğim tasarımcılardan birinin Çarşamba günü yapılacak olan defilesi

Cumartesi’ye alındı, düşünün, neler kayboldu o arada… Tekrar tekrar davetlilerin organize edilmesi, yeni bir oturma düzeni, erteleme duyuruları. Koca moda haftasının iptal olduğu dönem oldu. Hala yaklaşan moda haftamızla ilgili çekincelerimiz var.

Ya iptal olursa, diye düşünmeden edemiyoruz. Maalesef bu işin binlerce kişiye istihdam sağlayan büyük bir endüstri olduğunu hala idrak etmiş sayılmayız. Aslında bakma, biraz da İstanbul’da tam da olmayan bir sektörde iş yapmaya çalışıyoruz hepimiz. Buradaysa her şey oturmuş durumda. Kıyaslamak doğru bile değil. Ben modayla iligili bir satır yazmaya başladığımda, sektöre adım attığımda, ilk yaptığım iş ne yapıp edip Paris Moda Haftasına gitmek oldu. Bir defile için işten izin alıp, Paris’e gitmiştim. Boş vaktimde de o sırada şehirde bulunan Who’s Next moda fuarında almıştım soluğu. Akabinde Floransa’daki dünyanın en önemli erkek giyim fuarının müdavimi oldum. Ve Milano Moda Haftası. Berlin’den Zürih’e kadar birçok moda haftasında defile izledim ve hatta görev aldım. Demek istediğim, bizim Türkiye’deki moda haftalarına bir standart getirmemiz için, önce yaptığımız işi tutkuyla yapmamız ve yurtdışındaki örnekleri özümsememiz gerekiyor. Oturduğumuz yerden, en iyisini en güzelini yapmamız zor. Gidip, görmek lazım. Dolayısıyla gün gelip Rack olarak New York’ta defile yapmamızı da aslında bu sürecin doğal bir sonucu olarak görüyorum. Oralardaki standartları Türkiye’de yakalamak için uğraşırken, aynı zamanda buradaki tasarımcıları oraya götürmekten daha doğru bir çözüm bulamıyorum.

Düzenli bir katılım olacak mı bu?

S: Amacımız gerçekten bu işin kalıcı olması.

Satın alma görevlisi sizi 4 sezon izliyor. Sonra karar veriyor. Gerçekten istikrarla bu işi yaptığına inanınca satın alma işlemini gerçekleştiriyor. Dolayısıyla istikrarla katılım önemli. Biz de hemen yeni dönem için çalışmalara başlayacağız elbette. Dilerim Rack, bu anlamda tasarımcıların New York’a açılan kapısı olur ve hatta birçok diğer ajansa örnek olur, bu tarz oluşumlar artar.

Yerli markalar orada nasıl karşılandı?

Y: Çok klişe ama herkes çok şaşırdı. Sanırım hala kendimizi anlatmayı başaramamışız. Tasarımcılarla defile sonrası yapılan röportajlarda da basın, koleksiyonların modernliğiyle ilgili sorular soruyordu.

İstanbul Moda Haftası’nın defile alanı kadar büyük olan New York Moda Haftası backstage’inde herkes birbirine yardımcı oluyor.

S: Beklenmedik bulundu. Bizi ne sanıyorlarsa! Yani ben çocukken de durum böyleydi, hala da böyle. Nasıl ilerlememiş anlayamadım. Ya da ilerledi geri mi kaçtı acaba? Bilemiyorum. Hep beraber gözümüzü ileriye diksek böyle dertlerimiz de kalmayacak. Dilerim bir gün gerçekleşir.

Moda dünyasıyla ilişkiniz bireysel olarak nasıl?

Y: Sanırım tamamiyle o dünyanın içinde yaşıyorum, yaptığımız tatiller, yediğimiz yemekler bile bu dünyanın içinde şekilleniyor. Henüz sıkılmadım.

S: Ben biraz sıkıldım, aslını istersen. Başka bir şeyler yapasım var. Neyse ki son bir yılda İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olduğum için hayatıma öğrencilerimle birlikte başka bir boyut geldi. Ama genel anlamda moda sektörünün dünyada ve Türkiye’de yozlaşması, popülerin iyi sayılması, sosyal medya takipçi sayısıyla insana değer biçilmesini hazmedemiyorum. Aslında moda ve trendler, insanın toplu şekilde ifade biçimi. Aşırı sosyolojik bir olgu. Zaten gelecek yılların trendlerini tahmin eden ‘trend kahinleri’ de sosyolog profesörlerden oluşuyor. Yani bu da aslında bilim insanlarının temelinde olduğu, çok düzgün bir sektör. Bu dünyada kaliteli, işini iyi yapan, düzgün insanlar var. Sektördeki, eşimi dostumu da hep böyle insanlardan seçmeye özen gösteriyorum. Yoksa akıl sağlığımı koruyamam.

New York Fashion İstanbul Defilesi Resimleri




New York Fashion İstanbul Defilesi_51.jpg

New York Fashion İstanbul Defilesi_72.jpg

New York Fashion İstanbul Defilesi_76.jpg

New York Fashion İstanbul Defilesi_77.jpg

New York Fashion İstanbul Defilesi_57.jpg

New York Fashion İstanbul Defilesi_50.jpg

New York Fashion İstanbul Defilesi_66.jpg

New York Fashion İstanbul Defilesi_63.jpg

New York Fashion İstanbul Defilesi_7.jpgNew York Fashion İstanbul Defilesi_3.jpg

New York Fashion İstanbul Defilesi_31.jpg

New York Fashion İstanbul Defilesi_33.jpg

New York Fashion İstanbul Defilesi_29.jpg

New York Fashion İstanbul Defilesi_4.jpg

New York Fashion İstanbul Defilesi_19.jpg

Yorum Yaz