Anıl Altan Kimdir?

Anıl Altan Kimdir? Resimleri Fotoğrafları

Başarılı birer oyuncu olmasının yanı sıra; sevgilisi, oyuncu Pelin Akil ile sosyal medyada birbirinden keyifli ve komik videolar paylaşan Anıl Altan, kendi deyimiyle tam bir ‘sevgi aclamı’. Son olarak Güneş’in Kızları dizisinde izlediğimiz genç oyuncu, gerçekleştirdiğimiz keyifli sohbette yakında sürpriz bir İllin projesiyle de izleyenleriyle beyaz perdede buluşacağını müjdeliyor.

Oyunculuk serüveninin başlangıç sürecine ve bugüne dair neler söylemek istersin?

Oyunculuk serüvenim aslında benim kontrolüm dışında, güzel olayların, tesadüflerin ve şanslı karşılaşmaların bir araya gelmesiyle başladı. Hani filmlerde yolda çevrilen kişiler olur ya. işte ben de onlardan biriyim, ilk işimi aldığımda jeofizik mühendisliği bölümünde öğrenciydim. Üniversite biter bitmez oyunculuk eğitimi almaya başladım. Sonra diziler, reklamlar ve tiyatronun tam ortasında buldum kendimi. Oyunculuk benim peşimden geldi, yakaladı, kendini gösterdi. Şimdi de ben onun peşinden koşuyorum bilerek, isteyerek ve zevkle…

Anıl Altan Kimdir? Photo Gallery




Peki oyunculukla ilgili geleceğe dair hayallerin neler?

İstediğim gibi gelişiyor her şey. Şanslıyım, çünkü çevremde kariyerimi düşünen insanlar var. Ayrıca şuna inanıyorum, eğer sabır ve yaptığınız işe saygınız varsa, kendinizi de geliştirmeye devam ederseniz başarı sizin yanınızda olur. Ben de kendimi komedi alanında geliştirerek mümkün olan en iyi performansı ortaya koymak istiyorum. İnsanları güldürmek gerçekten çok zor. ama genele hitap ederken kaliteli komedi yapmanın çok önemli olduğuna inanıyorum. Gelecekte de

başta komedi olmak üzere oyunculuğuyla adımdan güzel söz edilen, yaptığım işlerdeki başarılarımla konuşulan biri olmak istiyorum. Kendi karakter özelliklerinde sevdiklerin ve sevmediklerin neler?

Sevdiğim özelliklerim; çok sakinimdir. kolay sinirlenmem, dinlerim, sevgi adamıyımdır.. Sevmediğim özelliklerim çok sorgulamam (hayatı. kendimLvs) hatta düşüncelerimin zaman zaman benim kontrolümü dahi geçmesi…

Nasıl bir çocukluk geçirdin?

Başımdan eksik olmasınlar annem, babam ve ikizim başta olmak üzere tüm aile iç içe mutlu bir çocukluk geçirdim… Her hafta anneannemlerde tüm aile toplaşır yemek yerdik ve hala da bu toplanmalarımız devam eder. Bu sevgi ortamının bu günkü Anıl’da etkisi büyüktür. Bunun dışında da sürekli sporla iç içeydim… ilk okulda handball ile başladım spor hayatıma, daha sonra masa tenisi, yüzme derken, profesyonel atlet oldum. Atletizmde derecelerim var. Üniversitede yan bağlarımdan sakatlık geçirene kadar da profesyonel olarak basketbol oynuyordum. Bunlar için aileme teşekkür ederim çünkü hep beni ve yapmak istediklerimi desteklediler ve yönlendirdiler. İyi ki varlar.

Şu anda çocukluk hayallerine ne kadar yakınsın?

Çocukken tüm dünyayı gezmek, görmek, deneyimlemek ve de bunları yaparken yanımda bir gün bile sıkılmayacağım birbirimize destek olacağımız ruh ikizimi istiyordum.

Hayallerime yakınlıktan daha öte yaşamaya başladım diyebilirim.

Dinlenmek senin için ne yapmaktır?

Doğayla iç içe bir yerde, hiç düşünmeden, plansız, kendimi ana bırakmak ama evdeysem müziği açıp koltuğa uzanıp kitabımı okumaktır.

Arkadaşlarımla zaman geçirmek de beni dinlendirir.

Çılgınlık limitin nedir?

Çok bir limitim olduğunu düşünmüyorum. Yeni ve ekstrem şeyleri denemek bana keyif veriyor.

Modayı takip eder misin?

Türkiye’den ve dünyadan takip ettiğin modacı ve tasarımcılar

Çok iç içeyim diyemem, ben de kendime yakışan ve iyi hissettireni giyenlerdenim. İlk çekimimi yaptığım kişi olduğu için bendeki yeri farklı olabilir: Hatice Gökçe.

Vazgeçemediğin takıntılı olduğun giysi ya da aksesuar var mı?

Ekose, askılarım ve siyah deri ceketim.

Nasıl alışveriş yaparsın, ikinci fikre ihtiyaç duyar mısın?

Genellikle Pelin’i (Sevgilisi, oyuncu Pelin Akil) dinlerim. Hatta bir mağazadaysak ben bir şeyler seçerim, sonra o bana bir şeyler seçer ve sonunda onun seçtikleri poşette olur (Gülüyor). Bunu nasıl yapıyor bilmiyorum ama vitrindeki bir kıyafeti ben denemeden üstümde görebiliyor. Hem kendi adına, hem de karşı cins adına güzelliği nasıl tanımlarsın? Sadelik ve doğallık.

Güzellik sırların var mıdır?

Spor yaparım ama bu bir sır değil (Gülüyor).

Seni ne baştan çıkarır?

Akıl.

Kadınlarda giyimde çekici ve itici bulduğun detaylar neler?

Çekici bulduğum sade ve zarif olan… İtici de tam tersi çok gösterişli, allı pullu parlak şeyler.

Bir kadında ilk olarak ne ilgini çeker?

Aşık olduğunu nasıl anlarsın?

Onun dışında bir şey düşünemiyorsam, daha doğrusu düşündüğüm her şeyin içinde o ve onun mutluluğu var ise… Kafamda bunlar varken yüzüm gülüyor bir de heyecanlanıyorsam… Sürekli yanımda olsun istiyorsam… E daha ne olsun (Gülüyor).

Aşkı nasıl yaşıyorsun? Nasıl bir aşıksın?

Aşkı en içten şekilde yaşadığıma inanıyorum. Hissettiğim güzel duyguları içimde yaşadıklarımı söylemekten çekinmem… Uyuyorsa bile kulağına onu sevdiğimi söylerim, duymasa da hisseder… Dediğim gibi onun mutluluğu için yaşarım..

Şu sıralar gündeminin birinci sırasında ne var?

Şu sıralar gündemimde oynadığım dizi var; Güneşin Kızları kadrosuna dahil oldum. Harika bir ekiple çalışıyorum. Benimle birlikte oynayan diğer oyuncularla da kısa zamanda güzel bir sinerji yakaladık. Yoğun çalışıyoruz ama her şey yolunda.

Senin hakkında bilmediğimiz, pek ön plana çıkmayan bir şeylerden söz edebilir misin?

Yazmayı çok severim, içerik üretmeyi, yaratmayı… Hatta bazı markalarla beraber içerik üretiyoruz. Şu anda telefonumun notları ve evdeki defterler, hikâye, senaryo ve fikirlerle dolu.

Senin için şahane bir tatil rotası nerede başlar, nerede biter?

Belli bir plan yapmayız. Pelin’le boş zamanımızda o an aklımıza bir yer gelir, ’hadi’ deriz, sonra ilk işimiz o ülkede ya da şehir de araba kiralamak olur ve sonra kendimizi oranın rüzgârına bırakırız…

Son olarak gündemindeki projelerden kısaca bahsedebilir misin?

Geçen ay Kaderimin Yazıldığı Gün projesi bittikten hemen sonra 31. Bölümde Güneşin Kızları dizisinin kadrosuna Doruk karakteriyle dahil oldum. Karakterim her ne kadar kötü algılansa da Doruk’un yaptıklarının hepsinin altında yatan bir neden var ve ben altı dolu bu karakteri oynamaktan çok keyif alıyorum. Dizi haricinde son dönemde bir de sinema filminde yer aldım. İzmir, Seferihisar’da çektiğimiz filmin adı Karayel. Filmde. ‘Arda’ karakterine hayat veriyorum.

Çocukluğun verdiği cahillikle Ahmet’ i kızdırmayı severdik. Çünkü Ahmet kolay kolay hiçbir şeye kızmazdı. Ama en hassas noktası annesi ve hayatlarının geçimini sağladıkları dikiş makinesiydi. Biz ne zaman Ahmet’e annenin dikiş makinesini kıracağız desek, annesinin çok üzüleceğini bildiği için çok öfkelenirdi. Kızardı bizlere. Annesi bu konuyu annelerimize, ailelerimize iletti. Hepimiz hayatımızın en anlamlı dersini ailelerimizden çok ciddi bir şekilde aldık (Bilinçlendirerek, kızmadan sevgiyle üzüntüyle yaptığımızın ne kadar büyük bir hata olduğunu anlatarak.) Benim unutamadığım utancım. Ama bana hep yol gösterdi. Kırmamak, kızdırmamak, öfkelendirmemek en büyük öğretici oldu yaşamımda. Ahmet hepimizden duyarlı ve sağ duyuluydu 6 yaşında olmasına rağmen.

Kadınlık kutsal ve özeldir.

Kadının anlamı saygısı, anne olma duygusu, üretmek. Başlangıçtır.

Kadınsız bir toplum düşünmek büyük cehalettir.

Hayatın desteği evin direği toplumun aynasıdır kadın.

Her alanda farkındalıktır kadın.

Güzellik, zarafet, sevgidir kadın.

Kadın aşktır.

Sabır, inanç, eğitici, öğreticidir kadın.

En büyük öğretmendir kadın.

Emek, dayanışma, ekonomi güçtür.

Dinleyen, yardım eden eldir kadın.

Fedakarlıktır kadın.

Korkusuz bir kahramandır.

Evin temel direğidir kadın.

Masumdur, kırılgandır kadındır.

Yalnız olsa da hem baba hem anadır.

Tarlada çalışan, evde çalışan, iş hayatında çalışan ama önce annedir kadın.

Allahın bizlere armağan ettiği en büyük lütufdur kadın. Dini ayetlerin en kutsal gördüğü kişidir.

Her başarının arkasında görünmeyen kahramandır kadın. Her düştüğümüzde bize uzanan eldir.

Kendi acısını göstermeyen onurdur kadın.

Çünkü cennet onların ayaklarının altındadır. Biz bunları bilerek yaşayan toplumun fertleriyiz. Ne zaman bu kadar duyarsız olduk. Ne zaman bu toplumun fertleri öfke kontrolünü kaybetti. Özellikle kadınlara karşı.

Son zamanlarda hepimizi çok üzen kadın cinayetleri, kadınlara karşı şiddet ve öfke kontrolsüzlüğü.

Ben bu haberlere alışmak, kanıksamak istemiyorum.

Yine de en büyük vazife biz kadınlara düşüyor. Kendimizi, yetiştirdiğimiz evlatlarımızı, ailemizi bu konuda eğitmeli, bilinçlendirmeliyiz.

İlkelerimiz; sevgi, saygı, vicdan olmalı.

Temel eğitim ilk ailede, aile içindeki ilişkilerde başlar. Aile içinde olumlu olumsuz yaptığımız davranışlarımız, bilinçaltı hayatımızdaki adımlarımızın temel eğitimini oluşturur. Bu konuda özenli ve hassas olmalıyız.

Görsel basın televizyon, okuduğumuz kitaplar, hepimizin rol model olarak gördüğü kişiler bu konuyu hassas ve daha bilinçli şekilde aktarmalılar. Her alan da.(kadına, insana sevgi ve öfke kontrolünü)

Sihirli kutu, her evde izlenen televizyondaki diziler ve tüm diğer kadın programlarının bu konu da çok eğitici olmaları gerekir. Özellikle dizi sektörünün insanların üzerinde çok etkisinin olduğu bu dönemde.

Tabii ki sosyal sorumluluk projeleri, dernekleri devlet desteği ile bilinçlendirme çalışmaları yapmalıdır.

Bilinçli alim din adamlarına bu konuda çok iş düşüyor, islamiyete kadına olan saygıyı anlamını, önemini halk kitlesine anlatmak, bilinçlendirmek açısından.

Eğitimin temel öğreticileri öğretmenlerimiz, en çok güvendiğimiz kişiler pedegoglarla çalışmalı, denetlenmeli, takip edilmeli.

Bu toplum kadına, kadınlara karşı mahcup.

Kadınlara, kadına karşı utancımız var. Yapamadıklarımızdan dolayı hepimiz sorumluyuz.

Bir filizin dalı kırıldığında bizler neler kaybediyoruz farkında değiliz.

Alışmamalıyız bu tür haberler duymaya bunlar olmamalı. Olmaması için elimizden ne geliyorsa yapmalıyız, yapmalıyım. Bir kız ve erkek annesi olarak çok daha duyarlı daha hassas olmam gerektiğini bir kez daha anladım.

Bir kişi, tek başıma ben ne yapabilirim dememeliyiz. Binlerce kişi oluruz önce kendimiz sonra toplumdaki bütün kadınlar ve evlatlarımız için.

Saygı sevgiyle kadınlara insana her canlıya değer veren hassas toplum olmamız dileğiyle…

Yorum Yaz