Aşkta mutluluğun rehberi!

Bunlar gibi daha yüzlerce örneği hiç zorlanmadan sıralayabiliriz. Peki ama kadınlar ve erkeklerin bazı konularda bu kadar farklı olmasının nedeni nedir? Doğa mı yoksa yetiştiriliş tarzımız mı?

Bir anne düşünün. Biri kız biri erkek ikiz çocuk doğurmuş olsun. Yani tipleri ve karakterlerinin benzemesi çok olası. Erkeğin battaniyesi kesinlikle mavi, kızınki ise pembe olacaktır. Kıza cicili bicili oyuncaklar alınıp, tadı sözler söylenip, güzelliğine ya da akıllılığına iltifatlar yağdınlırken, erkeğe vurdulu kırdılı video oyunları ve tabancalar alınarak hep, “Benim aslan oğlum.” “Aferin oğlum sakın ağjama.” gibi sözler söylenecektir. Bu senaryo çok tanıdık geldi değil mi; Tüm ailelerin yaşadığı bir şeyden söz ediyoruz. Peki kadınlar ve erkekler arasındaki fark sadece çocukluktan beri gördüğü ilginin farklı olmasından kaynaklanıyor olabilir mi?

Yirminci yüzyılın çok büyük bir kısmında psikolog ve sosyologlar genlerimizin ve doğamızın yapışım pek de göz önünde bulundurmadan insanların davranışlarının sadece sosyal koşullanmalara bağlı olduğunu savundular. Anca artık günümüzde, sosyal koşullanmanın ve yetiştiriliş tarzının önemini kabul etmekle birlikte, doğanın daha ana rahmine düştüğümüz anda bize verdiği ve değiştiremeyeceğimiz özelliklerimiz olduğunu da biliyoruz.

Davranışlarımızdan biyolojimiz, kimyamız, hormonlarımız, yetiştiriliş tarzımız ve deneyimlerimiz sorumlu. İşte bu yüzden kadınlar ve erkekler her ne kadar aynı türden olsalar da, aslında bir o kadar da birbirlerinden farklılar. Farklıyız, çünkü beynimiz farklı çalışıyor. Beynimizin yapısından kaynaklanan bu farklılık da dünyayı bambaşka bir biçimde algılamamız ve aynı şeylere farklı tepkiler vermemize neden oluyor. İyi ya da kötü, kabul etmek lazım ki kesinlikle farklıyız!

 

Yorum Yaz