Mensure Özbek

ANNELER VE KIZLARI Hircı ma… Anneler ve kızları, sadece iki kişinin bildiği gizli sırların tek ortaklarıdır. Birbirlerine güçlü, görünmez bağlarla bağlıdırlar. Ve dünyanın neresinde olursa olsunlar değişmez bu bağların kuweti… nnelik heyecanı yaşarken kız ve ya erkek evladının hayırlı olmasını dilersin, ilk andan itibaren bilemediğin mucize duygularla tanıştırır Tanrı seni. Ben-biz duygusu anlamını yitirir annelik müjdesini aldığın an. Yüreğine ölünceye kadar devam edecek hafif çarpıntı, mutluluk, heyecanla karışık tarifi edilemeyen bir duygu yerleşir. Ancak korku da eklenir bütün benliğine, bunun adı evlattır. İki evlada sahip bir anne olarak, Allah’a ve hayata şükredeceğim. Hep ilk andan itibaren sorulur cinsiyeti. Kız mı, erkek mi istendiği. Anne ve baba içinse en önemlisi sağlıkla dünyaya gelmesidir, bekledikleri o küçük mucizenin.

Hayatımıza büyük umut ve mutlulukla eklenen çocuklarımızın bize büyük birer öğretici olduklarının zamanla farkına varıyoruz. Zaman zaman anımsayıp, gülümserim. Altı yaşındayken anneme oyuncakçıdaki bebeği alsın diye kıyameti kopardığım gün. onun “İnşallah kızın olur da beni o zaman anlarsın.” sözlerini… Canım annem… Yedi çocuk büyütürken bir kez olsun kızmayan, hep hoşgörülü olan… Annemin söylediği bu sözün anlamını kızım Hira dünyamıza gelince çok daha iyi anladım. Bu ay ki yazım anneler ve kızları… Anne-Kız ilişkilerine ait dengeleri kendi fikirlerimi ve gözlemlerimi katarak aktarmaya çalıştım. Nedense anneler kızları için hep hayaller kurar, hayatlarını onlar adına düzenlemeye çalışırlar. Kendi gençliğimizde yapamadıklarımızı – bizim istemediğimiz halde kendi annelerimizin zorla yaptırmaya çalıştıkları bütün davranışları eleyerek-kızlarımız için hayaller kurar ve bu doğrultu da bir hayat profili oluşturmaya çalışırız. Ve bunu onlar dünyaya geldikleri andan itibaren farkında olmadan uygularız, tıpkı annelerimizin bize yaptıkları gibi…

Kızlarımız hepimizin kıymetlisi en ufak zarar görmelerini istemiyoruz. Biz tecrübeliyiz onlar hayatı henüz tam olarak bilmiyorlar. Onlara karışmamız; müdahale etmemiz bu yüzden, ama ne kadar doğru? Biz de annelerimizin tecrübeli olduğunu bildiğimiz halde onların istediği çoğu şeye karşı çıktık. Kabul etmedik ve yaşayarak öğrenmeyi tercih ettik. Zaman zaman onları üzdük, biz üzüldük. Hayat böyle bir şey… Ancak bizim çocuklarımızdan daha farklı bir tarafımız vardı. Biz saygı konusunda daha hassastık. Aile büyüklerimizin en ufak davranışından neler istediğini anlardık. Saygının getirdiği korkuyu bilirdik. Bu yüzden bizim için çok önemli oldu, yetiştirdiğimiz çocukların özgüvenli olması. Paylaşımlarımızda arkadaş olmak, tecrübelerimizi bu çerçevede anlatmak, hayatlarına bu yüzden karıştığımıza ikna etmek, yaptığımız hataların onlarında başına gelmesini istemediğimiz için müdahale ettiğimizi bilmelerini istedik. Bunları yaparken aslında annelerimize ne kadar benzediğimizin farkında değildik. Bizim annelerimizle yaptığımız karşılıklı ikna etme, sevgi savaşının aynısını kızlarımızla yapıyorduk. Bu da hayatın başka bir yönüydü. Ama gözden kaçırdığımız bir şey var. Onlar da hayatı bizim gibi yaşarak, üzülerek, düşe kalka, mutlu mutsuz deneyimlemek istiyorlar.

Tecrübe sahibi ancak böyle olunabilir. Bu da en doğal hakları olmasına rağmen, biz anneler hayat çok daha acımasız bir döneme girdiği için koruma içgüdüsüyle fazla müdahale ediyoruz. Farkında değiliz ki mükemmel olmalarını sağlamak için yaptığımız davranışlar, onların daha da isyankar hareketler sergilemesine sebep oluyor. Nedenini anlatmaya çalışıyoruz. Dinlemiyorlar. Biz de dinlemedik. Hayatı yaşayarak öğrenmek istiyorlar. Biz de yaşayarak öğrenmedik mi? Korumayın nereye kadar koruyacaksınız diyorlar. Biz de aynısını annelerimize demedik mi? Ölünceye kadar korudular, ölünceye kadar koruyacağız. Anneler ve kızları arasındaki sevgi savaşı hep devam edecek… Zaman içinde görüyoruz, yaşıyoruz. Kulak vermedikleri zannettiğimiz çoğu şeyi çok iyi dinlediklerinin farkına varıyoruz. Hayatı kendi gözlemleriyle kendi deneyimleriyle yaşamaları onları çok daha olgun, bilgin yapıyor buna saygı duymalıyız, içgüdüsel olarak karıştığımız hayatlar biliyor. biliyor. onların hayatı, biz de bunu onlarla yaşayarak öğreniyoruz. Bizim sergilediğimiz tavırlardan çok daha net tavır sergiliyorlar. Bu konuda her anne gibi ben de kızıma hayran oluyorum, Tabii ki bunları yaparken fikirlerimizi, koruma duygumuzu dikkate almaları çok önemli. Hayatta en büyük sınavlar tecrübeyle yaşanır.

Ben karışan, dinleyen onlara zaman zaman müdahale eden, onların fikrine çok saygı duyan bir anne olarak gurur duyduğum iki evlat yetiştirdim. Kızım Hira’m; öğreticim, daha bilmediğim nice tecrübelere sahip olmamı sağladı. Bakış açımızı, hayattaki güven duygusunun ne kadar önemli olduğunu karşılıklı anladık. Yanlışlarım oldu, her anne gibi. Yanlışları oldu, olacak. Her annenin kızıyla arasında sevgi ve saygı oldukça, birbirlerine daha çok kenetleneceklerdir. Teşekkür ederim anneme ve kızıma. Anneme öğrettikleri için, kızıma öğrendiği için. Annelerini saygıyla dinleyen, onlardan öğrendiklerini kendi çocuklarına sevgiyle aktaran aktaracak olan kızlarımıza. Sevgiyle, saygıyla. 4 yaş annem her şeyi 8 yaş annem çok şeyi 12 yaş annem her şevi bilmiyor. 16 vaş annem hiç bir şe bilmiyor. 18 yaş annem eski kalalı. 25 yaş annem belki bilebilir. 35 yaş karar veremden anneme bir soralım. 45 yaş acaba annem ne derdi. 70 yaş keşke annem olsaydı, anneme sorabilsem.

Mensure Özbek Photo Gallery




Mensure Özbek_5.jpgMensure Özbek_3.jpgMensure Özbek_2.jpgMensure Özbek_0.jpgMensure Özbek_4.jpgMensure Özbek_1.jpgMensure Özbek_10.jpgMensure Özbek_6.jpg

Yorum Yaz