Ne Kadar İyi Bir Ev Hanımısınız?

SİZ AĞACIN GÖVDESİSİNİZ

Bütün yıl dönümlerini, doğum günlerini, özel günleri akılda tutan annemdi. Bütün tatil hazırlıklarını yapan, partileri düzenleyen, eş dostla ilişkileri sürekli kılan, armağanları alıp paketleyen, ailenin bütün temel yükümlülüklerini yerine getiren, annemdi. Her şey onun sayesinde sürüp gidiyordu. Geriye baktığımda, onun çabalarını sağken, son anma kadar yeterince takdir etmiş olduğuma inanmıyorum. Onun ne kadar temel bir rolü olduğunu fark etme şansını yakalayamadığım için çok üzgünüm. Gerçi babamı sevdiğinden eminim, ama babam onda hayal kırıklığı yaratıyordu, çünkü ağacın gövdesinin kendisi olduğunu sanmaktaydı. Oysa annem, aslında öyle olmadığını biliyordu. Yalnız, bunu babama açıkça ifade edemeyecek kadar hanımefendi bir kadındı. Beyaz önlüğünün altına hemşirelerin giydiği o rahat beyaz terliklerden giyerdi. Asla makyaj yapmazdı. Hep başkaları için bir şeyler yapmakla meşguldü doğası böyleydi bana kalırsa.

Bir keresinde birşey için babama kızmış olmalı, dışarı çıkıp kocaman pırlantalı bir nişan yüzüğü almıştı. Oysa bu tür aşırılıklar tamamen aykırıydı ona. Yıllar yılı yalnızca sade bir altın halka takmıştı parmağına. Bana şöyle dediğini hatırlarım: “Canım istedi, aldım.” Ama sonra çok ender olarak taktı o pırlanta yüzüğü. Birkaç yıl geçip hasta olunca da sattı. Onun asıl derdi yüzük değildi zaten. Temsil ettikleriydi kendini besleyecek bir şeyler yapmaya karar verdiği nadir anlardan biriydi bu.

O yüzük bir şeyleri simgeliyordu. Annemin böyle bir yüzük satın alması, hayatında kendini düşünerek yaptığı en aşırı hareketti. Bu olay çok yakın bir zamanda, arkadaşım Elaine ile alışverişe çıktığımda geldi aklıma.

Yorum Yaz