Gıda etiketlerini okurken bu sinsi içeriklere dikkat et

Şekerin Eş Anlamlıları

Gıda etiketlerini okurken bu sinsi içeriklere dikkat et. Bazısı kulağa bilimsel gelebilir, bazısı ise neredeyse sağlıklı ama en nihayetinde hepsi ‘şeker” anlamına geliyor!

zehrini SEÇ ilave şeker en nihayetinde ilave şekerdir. Nereden gelirse gelsin, sana zararı aşağı yukarı aynı. Yaygın şeker formlarının bu şeytani skalada nerede durduğuna göz at.

Yüksek Fruktozlu Mısır Şurubu

Mısır nişastasından elde edilen bu şurup, en korkunç şekerlerden biri olabilir. Çoğu, kimyasal işlemler sırasında ortaya çıkan bir yan ürün olan cıva içeriyor. Diğer tehlikesi ise, yüksek orandaki yapay fruktoz içeriği. Beyaz şekere oranla 75 kat daha tatlı olması da cabası. (Agave şurubu sevenler kulak versin: işlem görmüş bir meyve özü, yüzde 85 oranında fruktoz içerebiliyor ve bu da muhtemelen karaciğerine yüksek fruktozlu mısır şurubundan daha çok zarar veriyor!)

Akçaağaç Şurubu ve Bal

Sıklıkla bunların rafine şekerden daha sağlıklı olduğu söylenir. Gerçekten de daha az kimyasal içeriğine ve daha iyi bir glikoz-fruktoz dengesine (ayrıca birkaç faydalı antioksidana) sahipler. Bununla birlikte, The Sugar Smart Diet kitabının yazarı Anne Alexander, akçaağaç şurubu ve işlenmemiş balın kendine has tadının insanları daha az kullanmaya sevk etmesine rağmen, bu tatlandırıcıların da nihayetinde vücudunda şeker olarak algılandığını söylüyor.

DoğalŞeker

Tatlı haber! Bütün yediğin onlar olmadığı sürece, meyve ve bazı sebzelerden doğrudan aldığın doğal şekerde ölçüyü kaçırman o kadar kolay değil. Dikkat etmen gereken tek şey; meyve ve sebzeleri gerçekten “yemek”, ilave tatlandırıcı içermese bile meyve suları, kan dolaşımına şeker pompalıyor. Bunun çaresiyse, vücudunda şeker emilimini yavaşlatan ve insülin seviyendeki ani yükselişleri engelleyen lif. Lifi hangi meyveden aldığın fark etmiyor. Doktor Robert Lustig, “Doğal şeker bakımından zengin olanların lif içeriği de çok olur” diyor.

ŞEKER YEDİĞİNDE VUCUDUNDA OLANLAR

Tatlı bir şey diline değdiği anda, dilindeki tat alma tomurcukları beynine doğrudan “Nefis!” mesajını gönderiyor. Beyninin ödül mekanizması çalışmaya başlıyor ve dopamin salgılıyor. Bu esnada, yediğin şeker midene ulaşıyor; burada mide öz suyu tarafından seyreltilerek ince bağırsağına doğru gönderiliyor. Enzimler, şekeri glikoz ve fruktoz olmak üzere iki moleküle ayrıştıracak şekilde parçalamaya başlıyor. Çoğu şeker ilavesi, şeker kamışı ya da şeker pancarından elde edilir; ki bunlar eşit oranda glikoz ve fruktoz içerir. Ama laboratuvar ortamında elde edilen yüksek fruktozlu mısır şurubu, genellikle glikoza oranla daha çok işlenmiş fruktoz içeriyor. (“Zehrini Seç” başlığına göz at.) Ve devamlı yediğinde, bu moleküller vücuduna sert darbeler vuruyor.

GLİKOZ

İnce bağırsak duvarlarından kana karışarak, pankreası daha çok insülin salgılaması için tetikler. İnsülin hormonu da kandaki glikozu alır ve enerji olarak kullanılmak üzere hücrelere gönderir.

Çoğu şekerli besin, ihtiyacının çok üzerinde glikoz içerdiğinden, vücut dengeni hızlı ve kötü biçimde sarsar. Beyninin buna cevabıysa, uyku düzenleyici serotonin hormonunu salgılamak olur. Sonuç: Şeker çarpışması. îft İnsülin ayrıca, beynine tokluk sinyalleri gönderen leptin hormonunun üretimini de engeller. Bu demek oluyor ki, insülin seviyen ne kadar yüksekse kendini aç hissetme oranın da o kadar yüksek olur (yemekten yeni kalkmış olsan bile). Dahası, sahte de olsa açlık yaşadığında, beynin vücudunu var olan glikozu karın yağı olarak depolamaya yöneltir. îft Durmak bilmeyen insülin beynine de akın eder. Böylece, Alzheimer hastalığıyla sonuçlanan süreç başlamış olur. Kontrolü kaybetmeye başlayan beyin, dopamin üretimini düşürür; bu da şiddetli yeme ataklarına ve bağımlılığa benzeyen bir nörokimyasal sürece kapı aralar. îft Şeker yemeye devam edersen, pankreasın o kadar fazla insülin salgılar ki sonunda hücrelerin dirençli hâle gelir. Kan dolaşımındaki bu dengesizlik gizli

şekere, sonunda da tam olarak diyabete yol açar.

FRUKTOZ

Fruktoz da aynı şekilde ince bağırsaktan emilerek kana karışır ve işlenmesi için doğrudan karaciğere gider.

îft Karaciğer fruktozu metabolize ederek vücudun onu kullanabileceği hâle getirir. Ancak ileri düzeyde bir tatlı düşkünlüğün varsa, karaciğerin kolayca bitkin düşer. Fazla fruktoz, zamanla karaciğerde yağ küreciklerinin oluşmasına yol açabilir. Lipogenez adı verilen bu süreç, alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanmasının ilk işaretidir.

A şırı fruktoz, iyi kolesterolü (HDL) de düşürür ve trigliserit üretimini teşvik eder. Karaciğerden atardamarlara taşınan bir yağ türü olan trigliserit, kalp krizi ve felç riskini yükseltir.

îft Karaciğerin daha fazla insülin için yardım çağrısında bulunur. (Evet çünkü insülin karaciğer fonksiyonları için de gerekli.) Bu durumda pankreasına aşırı yüklenme olur ve sonuçta tüm bedeninde enflamasyon oluşur. Bu da seni obezite ve diyabet için yüksek risk grubuna sokar.

Kaynak: The Sugar Smart Diet kitabınır yazarı ve Prevention’ın editoryal direktörü Anne Alexander

Şeker Rehabilitasyonuna Giriş

Şeker bağımlısı olduğundan mı şüpheleniyorsun? O hâlde beynini, bağımlı olmadığı hâline geri döndürmenin tam sırası. Damak tadını sıfırlamak ve şeker isteğini yok etmek elbette kolay değil ama imkânsız da değil. Şok tedaviler yerine, Doktor Nicole Avena’nın Why Diets Fail: Because You’re Addicted to Sugar kitabından derlediğimiz bu beş aşamalı planı dene:

1. aşama: Şekerli İçecekleri Hayatından Çıkar

Ortalama bir kadın, sadece içeceklerden yılda 18 kilo şeker (70 bin kalori!) alıyor. Tatlı ve lif fakiri içecekler (meşrubat, tatlandırılmış içecekler veya aromalı kahveler gibi) yudumlamak, insülin seviyeni aniden yükseltirken, açlık krizlerinin de baş nedeni oluyor, iki haftalık bir sürece yayarak bütün bu içecekleri kes. Bunların yerine maden suyu, şeker ilavesiz çay veya kahve içebilirsin.

2. aşama: Şekerli Abur Cuburu Bırak

Kek, kurabiye ve şekerli barları hayatından çıkar. Ayrıca granola bar gibi ‘gizli’ şeker içeren yiyecekler yemeyi de durdur, işlem görmüş gıdaların neredeyse yüzde 80’i yüksek oranda şeker içeriyor. Önce senin için uzak durması en zor yiyecekleri belirle, sonra onlardan teker teker vazgeç. Şeker isteği duyarsan da meyveye yönel.

3. aşama: Basit Karbonhidratları Azalt

Bu aşamaya geldiğinde şeker bağımlılığın yarı yarıya azalacak ve ciddi oranda kilo kaybetmiş olacaksın. Bundan sonraki işin, vücuda girdiğinde şeker gibi davranan basit karbonhidratlarla mücadele etmek. Sıkça tükettiğin rafine gıdaların bir listesini yap (kraker, beyaz ekmek, beyaz makarna vb.) ve aynı şekilde önündeki iki hafta süresince bunları teker teker azalt. Makarnayla başlamayı dene: iki kâse yerine bir kâse makarna ye ve yanına proteinden zengin yağsız bir et ilave et. Bir dahaki sefere de, kalan makarnayı bir sebze yemeğiyle birlikte (mesela kabak) ye.

4. aşama: Gizli Şeker Kaynaklarını Takip Et

Bu kısım en yüksek dikkati istiyor. Çünkü gizli şeker, adı üstünde gizlice sana hâlâ yüksek oranda şeker yediriyor olabilir. Çeşni, sos, salata sosu ve tüm sinsi şeker kaynaklarının etiketindeki içerik listesini dikkatle oku.

(“Gizli Şeker” başlığına göz at). Ayrıca, “şeker ilavesiz” ibaresine karşı da uyanık ol çünkü böyle etiketlenmiş ürünlerin birçoğu şeker yerine basit karbonhidrat içerir.

5. aşama: Devam Et (Gerçekçi Olarak!)

Arada bir kaçamak yapmanda sorun yok ama tatlı yeme isteğine karşı uyanık olmalısın. Bir dilim kek, bir kadın için normalken başka bir kadını bağımlı hâle getirebilir. Eğer tatlı bir atıştırmalık sende daha fazlası için arzu uyandırıyor ya da daha kötüsü aşırı tüketime yöneltiyorsa, şekerin güçlü cazibesine karşı savunmasız olduğunu bilmelisin, işin iyi yanıysa şu: Şeker alışkanlığını bir kere bıraktın mı tat alıcıların normale dönüyor. Meyveler sana süper tatlı geliyor ve şeker isteğini karşılamaya yetiyor. Yüksek miktarda şeker ilave edilmiş yiyeceklerse artık mideni bulandıracak kadar tatlı gelmeye başlıyor.
Zehir yiyoruz! Bu etiketlere dikkat! 3KModa

Gıda etiketlerini okurken bu sinsi içeriklere dikkat et Photo Gallery




Gıda etiketlerini okurken bu sinsi içeriklere dikkat et

Yorum Yaz