Farklı bir Stil: SUSİE BUBBLE

Bir Barcelona buluşması

Blog’unu 10 yıl önce açan ve o gün bugündür merakla takip edilen Susie Bubble, sıra dışı stilinin yanı sıra paylaştığı fotoğraf ve yorumlarla da ilham veriyor. Blogger kime denir sorusunun yanıtı, ta kendisi. Adaşım Susie’yle Barcelona’da buluştuk.

RÖPORTAJ: SUZAN YURDACAN FOTOĞRAF: SELİM SOYSAL

Kendisine “Bubble” lakabını ilkokuldayken bir arkadaşı Deacon ve başarılı blogger Susie Bubble’ın konuşmacı olarak takmış. Asıl ismi Susanna Lau ancak bizler onu, 2006 katıldığı konferansta geleceğin kumaşları, son yıllarda yükselen yılında açtığı blog’u vesilesiyle Susie Bubble olarak “athleisure” (spor giyim) akımı, kıyafetlerin bakımı gibi konu tanıyoruz. Kendisiyle bir araya gelmemizin bahanesi, 1ar konuşuldu. Barcelona’da yan yana geldiğimiz Susie’ye kişisel

Future Fabrics, The Science of the Beauty & Çare of Clothes (Ge 3K MODA: Küçükken hayalinizdeki meslek neydi?

Geleceğin Kumaşları) global etkinliği oldu. İngiliz tasarımcı Giles SUSANNA LAU: Çocukken tek hayalim olmadı, aynı anda pek

SUSİE BUBBLE KİMDİR?

► 32 yaşında. Daha yeni, tam olarak 13 Aralık’ta doğum gününü kutladı (Doğum gününü illa sevgilisiyle kutlamakta ısrarlı olduğu için, o tarihte seyahat etmiyor).

► Londra’da doğdu, Çin asıllı, ailesi Hong Kong’dan.

► Yemek konusunda iddialı. Farklı tatlar denemekten çekinmiyor.

► Dizi izlemeye bayılıyor. Özellikle BBC’nin drama dizileri favorisi.

► Londra dışında yaşayabileceğini düşündüğü tek şehir New York.

► Stil ve iş konusunda tavsiyeler vermekten hoşlanmıyor. Bu konuda ancak kendi tecrübelerini paylaşabileceğini söylüyor. Yaptıklarını takip etmek isteyenler, tıklayın: stylebubble.co.uk

çok arzum vardı. Balerin olmak istedim, astronot olmak istedim, piyanist olmak istedim… Bir ara piyanist şıkkı önde gidiyoıdu (eğitimli piyano öğretmeniyim). Realitem bana bunları işaret ediyordu. Ancak dediğim gibi, asla tek mesleği değil, pek çoğunu düşündüm… Tam hayalperestim!

MODA KAÇIŞ OLDU…

3K MODA: Peki ne oldu da blog açıp moda dünyasına karıştınız?

S.L: Bu hiç hesapta yoktu. Modayla ilgili bir şeyler yapmam beklenmiyordu. Ailemde herkes akademik kariyere sahipti. Hiç kimse sanat, moda veya buna benzer bir okula gitmemişti. Ben de üniversitede tarih okudum. Doğrusu bir devlet işinde çalışmayı ciddi ciddi düşündüm. Ancak hepsi bir kenara, kıyafetleri her zaman çok sevdim.

Londra’nm Camden semtinde yaşadım. Bildiğiniz gibi burası çok renkli, ikinci el kıyafetleri, sokak stiliyle ünlü bir yer. Evden tek başıma çıkmama izin verildiği andan itibaren, yani 12 yaşlarındayken vintage dükkanları gezmeye başladım. Galiba Londra’da büyümem, stilimi şekillendiren ve kariyerimi belirleyen etken oldu. Bu bir nevi bulunduğum akademik çevreye başkaldırı gibiydi. Kıyafet ve stille ilgili her şey benim için kaçıştı. Bunun kariyere dönüşeceğini hiç düşünmedim. Benim için daha ziyade gizli hobi gibiydi, bahsetmeye utanıyor, hatta çekiniyordum. Şans eseri böyle gelişti… Bu endüstrinin düştüm adeta. Bu arada, blog’umu açtığım 2006 yılında bir stratejim yoktu, her şeyi içimden geldiği gibi yaptım. Günümüzde blog açanların bir iş planı oluyor, daha bilinçli ilerliyorlar.

“LONDRA’DA BÜYÜMEM, STİLİMİ ŞEKİLLENDİREN VE KARİYERİMİ BELİRLEYEN ETKEN OLDU… BU, BİR NEVİ BULUNDUĞUM AKADEMİK ÇEVREYE BAŞKALDIRI GİBİYDİ”

3K MODA: Blog’u açalı 10 yıl olmuş. Heyecanınız hiç azalmadı mı, sizi motive eden nedir?

S.L: Çok klişe gelebilir ama moda beni hep motive ediyor. Bu kadar yaşayan, değişen, gelişen bir sektör daha yok. Son zamanlarda benim için en büyük zevk, hiç umulmadık yerlerde/şehirlerde harika tasarımlar ve tasarımcılar keşfetmek. Mesela Kaliforniya’da bir yere gidip, mantolar üzerine harika resimler çizen bir sanatçıyla tanışıyorum… Dışarıda, her yeıde pek çok yaratıcı insan var. Bu gibi keşifler benim için bu endüstrinin en heyecan verici kısmı. Motivasyonumu yitirmem mümkün değil, bu alanda o farklı, çok heyecanlı alt alan var

3K MODA: Konferansta “kıyafetlere aşık olmak”tan bahsedildi. Kıyafetlerimize aşık oluyoruz, ama aynı zamanda hep aynı beşalh parçayı giyiyoruz. Siz de böyle misiniz? S.L: Günümüzde çok fazla seçenek var. Yani çok daha kısa sürelerde çok yüksek sayıda kıyafete maruzmayı severim. O anda bana verdiği hisse göre satın alıp almamaya karar veririm. 3K MODA: Bu sahn alma kararını neye göre veriyorsunuz? Sizin için belirleyici elken nedir?

S.B.: Tabii ki görüntüsü, yani kesimi modeli. Bir elbiseyi beğendiysem, kumaşının çok kaşındırması veya kaba olması beni onu almaktan vazgeçilmez. Tabii ki iyi hissettiren güzel bir kumaştan yapılmış, hafif bir parça olması tercihim. Çok seyahat ettiğim için ağır kıyafetler iyi fikir değil. Tabii ki fiyatı da önemli.

3K MODA: Alışveriş ya da moda pişmanlıklarınız var mı? “Bunu nasıl almışım” ya da “giymişim” dedikleriniz…

S.B.: Birkaç defa oldu. Belki inanmayacaksınız ama hiçbir şeyi denemem, beğendiysem satın alırım. Deneme kabinine girmekten nefret ederim. Bunda bedelların tecrübesinin Ve bunlardan çok daha kısa sürede “kurtuluyoruz”. Bu çok sağlıksız bir yaklaşım, çünkü kıyafetlerin değerini bilmediğimizi de gösteriyor. Çok hızlı tüketiyoruz. Bu manada burada,

Barcelona’da bir araya geldiğimiz P&G konferansı çok önemli, çünkü burada konuşanlar kıyafetlerin uzun ömürlü olmasına yönelik çalışmalar yapıyor. Burada anlatılan kıyafet yıkama ve bakım yöntemleri kıyafetlere değerlerini geri veriyor. Gardıroplar tıklım tıklım dolu, kıyafetler raflarda toz toplamak zorunda değil. Ben kıyafet tutmayı severim.

Çok uzun süredir hayatımda olan parçalar var. Bazılarını uzun süre giymiyorum, onları kutulara koyup ortadan kaldırıyorum. Bir müddet sonra kutuları açıp hepsini gözden geçiriyorum.

Yaş aldıkça uzun yıllar kullanacağıma emin olduğum parçalar satın almaya başladım. Hepsini bir gün muhtemelen çocuklarıma bırakacağımı hayal ediyorum. Bunun eski kafalı bir düşünce olduğunu biliyorum ama bu ihtimal hoşuma gidiyor.

DENEME KABİNİ SEVMİYOR!

3K MODA: Madem kıyafetlerin kalıcılığından bahsettiniz, bir şeyi sahn alırken etiketleri okur musunuz? Malzemesini, bakım talimatlarını dikkate alır mısınız?

S.B.: Etiketleri kim okur ki?! İnsanların etiketleri okuduğunu duymak beni şaşırttı. Benim genel tavrım şudur: Kıyafete dokun de katkısı de var. Bugüne kadar hiçbir şeyi iade etmediğimi söyleyebilirim. Asıl pişmanlığım, pek çok güzel kıyafeti yıkarken bozmuş olmam. Bunların arasında çok sevdiğim, çok pahalı parçalar da var. Çok utanç verici, biliyorum. Dünkü konuşmalarda Ariel’in marifetlerini duyduğumda anında, “Bunu önleyebilirdim, bu hataları yapmayabilirdim” diye duşundum.

3K MODA: Bu sezon en beğendiğiniz koleksiyon hangisiydi?

S.B.: îlkbaharyaz koleksiyonlarında Miu Miu ve Louis Vuitton’u çok çok beğendim. Özellikle de LV pembe cekete bayıldım!

BARCELONA’DA ÖĞRENDİKLERİMİZ

Pek çok İnsanda ‘firs wash anxiety”, yani yeni aldıkları bir giysiyi yıkamanın ardından bozulursa” diye “ilk yıkama endişesi” var. Üzerinde “sadece kuru temizleme” etiketi bulunan çoğu kıyafet aslında çamaşır mokinesinde yıkamaya uygun. Doğru program ve delerjonla yıkamak giysiyi sadece temizlemekle kalmıyor, ömrünü de uzatıyor. Günümüzde giysiler birden fazla malzemeden üretiliyor. Yanlış yıkama bunların formunu bozuluyor. Konferans mekanında kurulan geçici laboratuvarlarda farklı deterjanların kıyafetleri nasıl etkilediğine şahit olduk. P&G markasının Ariel sıvı veya deterjan kapsülleri her seferinde sınıfı birincilikle geçti! Son not: Kıyafetleri kirleten yüzde 10 oranında dış etkenler, yüzde 20 lekeler, yüzde 70 vücüt salgılarımız! Yani her gün giydiğiniz, temizmiş gibi görünen o jean de yıkanmaya muhtaç!

Farklı bir Stil: SUSİE BUBBLE Photo Gallery




Farklı bir Stil: SUSİE BUBBLE

Farklı bir Stil: SUSİE BUBBLE

Farklı bir Stil: SUSİE BUBBLE

Farklı bir Stil: SUSİE BUBBLE

Farklı bir Stil: SUSİE BUBBLE

Farklı bir Stil: SUSİE BUBBLE

Farklı bir Stil: SUSİE BUBBLE

Yorum Yaz